Eskiden Yeniydi, Yeniden Eskidi

Her sabah uyandığımızda aynı mı kalıyoruz? Belki de değiştiğimizi anlayamıyoruz; çünkü her sabahki “ben”, artık dünkü ben olmuyor. Geçmişten kalan birkaç bellek kırıntısının üzerine yeni algılar koyuyor, başka örüntüler kuruyorum. Bazı şeyler hatırda kalıyor, bazıları siliniyor. Peki ben ne hissediyorum? Şu an ne düşünüyorum? Beni harekete geçiren şey ne?

Öğrendiğimiz kelimeler, biriken bilgiler… Eskiden böyle miydi? Aklıma geleni doğrudan konuşmaz mıydım? Her şeye yeniden başlamak istiyorum bazen: duru bir bellekle. “Ne istiyorsun?” diye soruyorum kendime. Sanki motoru ilk çalıştıran ateşleme gibi.

Eskiden, alışkanlıklarımız azken, hayat daha çok evden çıkıp keşfedilecek bir oyuna benziyordu. Sonra kelimeler çoğaldı. Bilgiler, görgüler, kavramlar… Hepsi taşan bir sürahi gibi zihnin dışına yayılmaya başladı. Eskiden “analoji” demezdim, “benzetme yaptım” derdim. “Akıl yürütme” yerine yalnızca “düşünüyorum” derdim. Şimdi daha mı zekiyim? Yoksa sadece kavramlarım mı arttı? Belki değişim dediğimiz şey tam da budur: Sürecin içinde, fark edilmeden dönüşmek.

Eskiden değişmek korkutucu gelirdi. Çünkü değişmek, şimdiki hâlin bitmesi demekti. Eskimek demekti. Oysa sonra fark ettim; yeni dediğimiz şey de bir gün eskiyor. Bugünün yenisi, yarının nostaljisi oluyor. “Eski” demiyoruz artık; retro, vintage, nostalji diyoruz. Yeni öğrendiğimiz kelimelerle eskiyi tanımlıyoruz.

Bir ara durdum. Uzun bir yolculukta olduğumu fark ettim sanki. Hareketine alıştığım bir trenin perdesini araladım. Sürekli titreşimi o kadar normalleşmişti ki yolculuğu unuttuğumu anladım. Kelimeler kafamın içinde bir masada duruyordu. Her birine, pasaporta damga vurur gibi anlam yüklüyordum. Sonra kayboldum. Belki de eskiden uzaklaştığım yerde kayboldum. Şimdi dönüp kendi kelimelerimi arıyorum. Eski bir antikayı temizler gibi. Trenin içinde dolaşıyorum; vagon vagon. Arka taraflara geçiyorum. Bazı sesler tanıdık geliyor ama eksik. Dilimin ucunda kalan bir kırıntı gibi.

Biraz daha ilerliyorum. Sessizce bekliyorum.
Sonra bir şey duyuyorum. İçim hafifçe titriyor.
İşte o, eskiden kalan kelimelerim.

 

 


İlginizi Çekebilir

Ihlamur Ağacı

Banu ERCAN

ÇÜNKÜ SEVMEK

Merve BİÇER