İlan

“Otuz iki yıllık, aktif kullanımda olan zekâm satılıktır.

100.000.000 TL. Pazarlık payı yoktur.

Ciddi alıcılar arayabilir.”

Hayatımın hayhuyundan bıkıp biraz eğlenmek mi istedim yoksa her sorunuma çözüm bulduğum, kılı kırk yarıp düşünmekten yorulduğum; arkadaşlarımın ‘bu işe ancak senin aklın basar’ diyerek başvurdukları zekamdan gerçekten mi kurtulmak istedim bilemiyorum.

İlanı yayımladıktan hemen sonra pişman olmuştum zaten. Durduk yere boşuna paranı harcadın yine dedim kendi kendime. Neyse para bir enerji, gitmesi gerekiyorsa gidecek bir yer bulur elbet.

İş dönüşü boş boş tavana baktığım bir anda telefonuma bildirimler yağmaya başladı. Canım yurdum insanı meraklıdır. O kadar ev, araba ilanının içinde nasıl da cımbızla çekmişler benimkini. Telefonum çalıyor.

“Alo”

“Selamın aleyküm abi.”

“Aleyküm selam. Buyur kardeşim.”

“Abi, ilan için aramıştım ben. Bir değişik geldi de bana. Satılık mı gerçekten?”

İlk potansiyel alıcı arıyor. Allayıp pullamak lazım ürünü.

“Gerçekten satılık kardeşim.”

“Nasıl abi?”

“Anlatayım kardeşim. Analitik bu zekâ, her türlü matematik problemini kolayca çözebilir. Ev ekonomisi, ülke ekonomisi, ikili ilişki problemleri uzmanlık alanıdır. Ayrıca elektrik tesisatı, kurumsal iletişim ve sahne sanatları konusunda da tecrübeli.”

“Anladım abi. Hayırlı akşamlar.”

Şaşkınlıkla telefonu kapattı. Biraz da gelen mesajları okumak istiyorum size.

“Deli misin birader, işin gücün yok mu senin.”

Ben deliyim de sen normal misin acaba. Üşenmedin de bana yazdın.

“Bilgisayar mühendisiyim. Bir delininki kadar olmasa da ürün iş görüyor.”

“Kaç yakıyor?”

Kamyon mu bu arkadaş. Neyse buna da bir cevabım var:

“Günlük 400-500 kalori arası yakıyor.”

“Ekspere götürebiliyor muyuz?”

“Birçok firmanın zekâ ölçümleme testi var. Dilediğiniz yerde, dilediğiniz zamanda testi gerçekleştirebiliriz.”

Canım yurdum insanının canı gerçekten sıkılmış demek ki. Eğlence çıktı hepimize. Daha neler neler yazmışlar:

“Beyin bedava değil miydi?”

Favorim de bu şimdilik:

“Takas yapabiliyor muyuz?”

“Az kullanılmış bir karaciğerle takas edebiliriz.”

“Değişeni var mı?”

“Yok, her şey orijinal.”

“Sağ ön lob fotoğrafı var mıdır?”

“MR sonucunu, çıkınca paylaşacağım.”

“70.000 hayırlı olsun.”

“Olmaz kardeşim.”

“Yakıtı yazmamışsın birader.”

“Şeker.”

Gülücükler eşliğinde uyumuşum. Camların kırılmasıyla yataktan fırlamam bir oldu. Gözlerimi alan bir ışık. Etraf bembeyazdı. Yataktan yukarıya doğru çekildiğimi hissettim.

Berjerime sürüklenmemle bileklerimin koltuğa kelepçelenmesi bir oldu. Duymadığım ama içimde patlayan bir ses duydum.

“Zekanı satın almak istiyoruz.” “Evet istiyoruz.”

Gözlerim ışığa alışınca karşımda patlak gözlü, boyları bir metre, başları yana eğik iki tane gri yaratık gördüm. Sesimi çıkartamıyordum ama aklımdan geçenlere telepatik olarak cevaplar geliyordu.

“Madem uzaylısınız neden camı kırmak yerine kendinizi ışınlamadınız?”

“Doğru diyor, neden ışınlanmadık ki. Ayrıca zekâsı kanıtlandı, mantıklı bir soru.” “Konseye soruyorum bekle! Neden ışınlanmadık biliyor musun çünkü ödemeyi altınla yapacağız. Bir sürü külçe var yanımızda.” “Evet yanımızda altın külçeleri var.”

“Beni neden bağladınız? Biliyorum konseye soracaksınız bekliyorum.”

“Gerçekten zeki.” “Evet zeki.” “Bize zarar vermeni istemiyoruz. Zekanı alıp gideceğiz.” “Evet gideceğiz.”

“Benden korkuyor musunuz?”

“Hayır korkmuyoruz.” “Asla.”

“Ya size zekamı satmazsam ne yapacaksınız?”

“Bize satmak zorundasın” “Evet zorundasın.”

“Peki sizinle bir anlaşma yapalım. Çok kolay. Üç tunç tas has hoşaf diyebilirseniz zekamı size vereceğim. Tek hakkınız var.”

“Üç tunç taş haş hoşaf.” “Üç tunç taş.”

“Beceremediniz. Hem sizin ırkınızın ileri bir medeniyete mensup olduğunu duymuştuk. Yalan mı bu bilgi? Zekanızın benden üstün olması gerekiyordu.”

“Konseye soruyorum bekle!  Biz sizin medeniyetinize göre ileri bir medeniyete mensubuz ve senden daha zekiyiz.” “Evet mensubuz.”

“O zaman aradığınız şey başka bir şey olabilir mi? Sorun bakalım konseye.”

“Konsey bizi sevgi almaya göndermiş.” “Evet sevgi.”

“İkinizin gerçekten zekaya ve konseyin de sevginin satın alınamayacağını bilmeye ihtiyacı var. Yolunuz açık olsun.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


İlginizi Çekebilir

Kar Yağmalı Mart'ta

Prof.Dr.Erdal BELEN

Yuva

Asilem İSAS

İtiraflar

Yeşim ŞANTAŞ DERE