Bozuk Saat

"Ne içindeyim zamanın

Ne de büsbütün dışında

Yekpare, geniş bir anın

Parçalanmaz akışında."

(Ahmet Hamdi Tanpınar)

Evdeyim, epeydir ne uykudayım ne de uyanık. Hem özneyim hem de tanık. Öyle miyim? Oysa kaçırdığım gün doğumları ve bir yerlerde batan güneşler var. Hangi gün ya da hangi saatteyim, varsayımlar dışında hiçbir fikrim yok. Zaten kolumdaki saat de epeydir bozuk. Sessizliğin yüksek sesinde ikilikler ortadan kalkardı, şahidim tik taklar. Tamir edilmesi gerek. Yeniden çalışsın, sessizliğin sesiyle barış olsun artık. Sebeplerin girdabında kayboldum, ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında.

Kalktım yerimden, kapıyı kilitledim ve evden çıktım. Vapurla gideceğim, denizi hissetmem gerek. Ah güzel deniz! Yüzyıllardır yaşayan deniz. Deniz, bugün yine ağır. Rengi, sanki bir düşüncenin en koyu yerinden süzülmüş. Vapurun burnu suyu yararken zaman da sanki ikiye bölünmüş. Bir taraf geçmişe akıyor, diğer taraf hâlâ karar verememiş. Vapurun düdüğü çalıyor. Belki bu ses şimdinin yankısıdır? İskeleye her yanaşmada bir anımı da geride bırakıyorum, istesem de istemesem de... Saat tamircisi yakındı iskeleye, hâlâ aynı yerde. Dükkâna girdim, zil çaldı, gelişimi haber verdi. Saatçi usulca bana baktı. "Buyurun!" dedi. Saatimi gösterdim. "Pili bitmiş, değiştiririm hemen."

Biliyordum, onun da epeydir benim gibi yaşam enerjisi bitik... Etrafı gözlemledim. Ortam hâlâ aynı, dükkânın her yanı aynalarla kaplı. Bunca zamandır hiç mi değişmez bir yer? Aynalar, arka arkaya aktarıyor görüntüleri, her şey iç içe sonsuz bir devamlılık hâli. Bir gün tüm aynalar aynı anda kırılacak. O zaman saatler mi susar yoksa ben mi? Beklerken zaman geçmek bilmiyor. Küçücük vidalar, minicik bir tornavida çok ince iş, saatçinin sabrına hayran kalıyorum. Yıllarca küçük parçalarla uğraşmak gözlerini bozmuş. Gözlükten hariç tek gözünde büyüteçli bir gözlük de var. Belki zaman denilen şeye de böyle bakmak gerekir. Küçük zannettiğin zaman kırıntılarına büyüterek bakmak ve en sonunda büyük resmi görebilmek. Ve ben, ne akrebim ne de yelkovan, sadece aralarındaki boşlukta kalan bir an. Geçmişin bekçisi ve geleceğin habercisi dönüp duruyorlar. Ben de dönüyorum aynı kalbin çevresinde. Karşıtların dansında ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında...

Saatim nihayet hazır, takıyorum koluma, yine başlıyor tik taklar. Mutlu oluyorum. Sessizliğin yüksek sesi nihayet duruluyor, yerine huzur geliyor. Çıkıyorum dükkândan, zil yine çaldı, bu seferki bir gidişin başlangıcı. Yürüyorum vapur iskelesine, denizin mis gibi kokusunu derin bir nefesle içime çekiyorum. Ardından saate bakıyorum, "Eve gitmek için hala daha vaktin var."

Dünyanın içine, insanların arasına karışıyorum. Ne içinde ne de büsbütün dışında olduğum bu zamanda "Ben hâlâ varım!" diyorum...

 


İlginizi Çekebilir

Karanlıktan Aydınlığa

Berrin SEVİLMİŞ

Dert Sahibi Olmak

Tunahan ALAFTEKİN

Dikenler

Tunahan ALAFTEKİN